09 Kasım 2017

Günümüzde bu kadar mezhep/cemaat/kanaat önderi/itikadi görüş vs. varken biz bu kadar görüş ve inanç sistemi arasında hayatımızı sürdürürken ve dini kararlar alırken neye uymalı ve nasıl bir metod uygulamalıyız?




Bir kardeşimiz tarafından bize iletilen bir soruyu ve bu soruya verilen yanıtı, bu kardeşimizden izin alarak, diğer kardeşlerimizin de faydalanabilmesi açısından paylaşmak istedik. Soruyu gönderen kardeşimize teşekkür ederiz.

Soru:
Selamın Aleyküm İslam Bilinci ailesi. İnşallah bir sorum olacak. Ben genç bir müslümanım elhamdülillah. Genç olmamın da verdiği kafa karışıklığıyla baş başayım. Dinimizi yeni yeni öğreniyor, araştırıyorum. Sorum ise şu şekilde; günümüzde bu kadar mezhep/cemaat/kanaat önderi/itikadi görüş vs. varken biz bu kadar görüş ve inanç sistemi arasında hayatımızı sürdürürken ve dini kararlar alırken neye uymalı ve nasıl bir metod uygulamalıyız? Cevaplarsanız sevinirim. Allah razı olsun. İyi çalışmalar.

Aleyküm selam we rahmetullah, kardeşim.

Farketmişsinizdir (ya da farkedeceksinizdir) her insan aynı değildir, tipleri, renkleri, dilleri  (Rum Suresi 22), huyları, karakterleri, anlayışları, sevdiği şeyler, rahatladığı konular, korktuğu durumlar veya sevindiği durumlar farklı farklıdır. Herkesin karakteri kendine hastır. Kaç milyar insan var ve buna bağlı olarak bir çok farklı karakter ve yaşayış şekli ortaya çıkmaktadır.

Bu kadar çok çeşitliliği yaratan alemlerin Rabbi olan Allah, bizlere şifa ve rahmet olarak gönderdiği (İsra Suresi 82. ayet) aziz kitabı Kuran-ı Kerim'de bazı konuları açık açık anlatırken bazı konuları ise müteşabih olarak bırakmıştır (Ali İmran, 7). Bununla birlikte her şeyin ilmini bilen Allah, kelimelerin bazılarını birkaç anlama gelecek şekilde göndermiştir. Hatta bazı ayetlerin okunurken durak yerleri değiştiğinde farklı anlamların ortaya çıktığı da görülür. Herşeyi hakkıyla, tam olarak bilen ve yaptığı her işi hikmetle yapan Allah -O'nu eksiklikten tenzih ederiz-, muhakkaktır ki kelimelerin de farklı anlamlara gelebileceğini bilmektedir ve buna göre kitabı göndermiştir. Eğer dileseydi hiçbir farklı anlama gelmeyecek şekilde de Kuran'ı gönderebilirdi. Ve eğer, kıyamete kadar hükmünü sürdürecek kitabında konuların tümünü tek bir manada anlaşılacak şekilde gönderseydi bu kadar değişik karakterdeki insanlar için büyük bir zorluk olur hatta insanların isyan etmeleri için bahaneleri bile olabilirdi.

Fakat Rabbimiz bize kolaylık ve rahmet dilediği için, bir konuda karar alırken tek şıkkımızın olmasını değil de birden fazla seçeneğin olmasını murat etmiş olmalıdır ki aynı ayeti veya hadisi okuyanlar farklı hükümler ve anlamlar çıkarabilmektedir. Allah Resulü aleyhisselatu vesselam Efendimizin bir hadisinde "alimlerin ihtilafında rahmet vardır" diye buyurması da bu konuya açıklık getirerek bu farklılığın normal olduğunu bizlere göstermektedir. Alimlerin ihtilaf etmeleri (bir konuda farklı görüşlere sahip olmaları) olumsuz bir durum değil aksine hem bizler için merhamet hem insan fıtratına daha uygundur.

Özetle; her insan farklı düşünür ve bu nedenle birçok farklı görüş vardır. Herşeyin sadece tek bir doğrusu vardır denilemez. Birden fazla doğru seçenek olabilir. Bu doğrularda önemli olan husus; bu doğrunun, Allah'ın ve Resulünün belirlediği sınırlara uymasıdır. Yani bir görüş eğer Allah'ın kitabına ve Resulü'nün sünnetine uyuyorsa o kabul edilebilir,  fakat Kuran' ve sünnete uymuyorsa o görüş hastalıklıdır uzak durulmalıdır.

Farklı düşüncelere sahip ve farklı karakterlere sahip kişilerden en bilinen örnek olarak Sahabenin büyüklerinden (Allah onlardan razı olsun) Hz. Ebubekir radiyallahu anh, yumuşak mizaçlı iken, Hz. Ömer radiyallahu anh biraz daha sert mizaçlıydı. Farklı karakterdeydiler ancak Allah'ın kitabına ve Resulünün sünnetine uyarak cennetle müjdelendiler. Sahabenin hayatına baktığımızda cennetle müjdelenen sahabeler arasında bile görüş ayrılıkları olduğu görülür. Her ikisi de cennetle müjdelenen sahabenin farklı düşünmesi onların yoldan çıktıkları anlamına gelmez tam aksine bu farklılığın normal olduğunun yüzde yüz ispatıdır. O nedenle farklı görüşlerin ve sistemlerin bu kadar çok olması sizi şaşırmasın, endişelendirmesin.

Allah yüce Kitabı'nda: "... Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk ..." diyerek her ümmetin farklı bir yola gireceğini ve isteseydi bizi tek ümmet olarak yapabileceğini fakat imtihan için farklı ümmetlere böldüğünü ve bizlerin hayır işlerinde yarışmamız gerektiğini belirtmektedir (Maide 48). Ve ayrıca Ahzab suresi 21. ayette "Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir." diye buyurarak bu yolda örnek olarak Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem Efendimizi göstermiştir. Ve Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam Efendimiz de bize Allah'ın kitabını nasıl okumamız gerektiğini ve onu nasıl hayatımıza uygulamamız gerektiğini öğretmiştir (Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik. Bakara 151).

Buraya kadar; her birimizin farklı olduğu, Allah'ın bunu böyle istediği ve koyduğu kurallarının da bir kısmının birden fazla seçenekli olduğu ve bu durumun bizdeki farklılığa uygun olduğu, Allah Resulü aleyhisselatu vesselam Efendimizin bizim için bir örnek olduğu ve bize bu farklılıklar arasında neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrettiği anlatılmaya çalışılmıştır. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz kendisinden rivayet edilen bir hadiste bizi gelecek tehlikelere karşı şöyle uyarmaktadır “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmayacaksınız: Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin sünneti."

Bu bilgiler ve İslam alimlerinin öğretileri bize göstermektedir ki;

Bir konuda karar alırken öncelikle Allah'ın kitabında o konuyla ilgili hüküme bakılır, orda bilgi yok ise Allah Resulü aleyhisselatu vesselam Efendimizin sünnetine bakılır. Orda da bilgi yok ise bu konuda ilim sahibi kişilerin görüşlerine bakılır. Orda da yoksa vicdana bakılarak karar verilir. Şu ayet cümleyi tam olarak açıklar niteliktedir. (Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. Ahzab, 36). Yani Allah'ın ve Resulünün bir konuda kararı varsa, biz veya başkası o konuda kendi kafamıza göre hareket edemeyiz, o nedenle önce kitaba sonra sünnete bakılır. Sonra bir bilene sorulur ondan sonra vicdana bakılır.

İslam dünyası yaklaşık 1400 yıldır Kuran'ı Kerim'den ve Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin hadislerinden hüküm çıkarma ve onu anlama konusunda çalışma yapmakta ve bu alanda bir çok büyük alim zat bulunmaktadır. Bu kadar uzun sürede konuşulacak konular konuşulmuş (yeni zamanlarda yeni konular gelecektir elbet ancak burada belirtilmek istenen birçok konunun detaylı bir şekilde incelendiğidir ve o konuda büyük bir bilgi birikimi olduğudur) ve her detay tartışılmıştır. Tabi haliyle bu konuyu anlamamış veya kötü niyetli bir çok insan da ortaya çıkmıştır. Bu her iki kesim; doğru anlayan ve hatalı olanlar, her zaman da olmaya devam edecektir (çünkü insan işin içinde olunca hayır da olacak şer de olacak, bu hayırla-şerrin mücadelesi kıyamete kadar devam edecek).

Bizim doğruyu eğriden ayırt edebilmek için bilgi sahibi olmamız ve Kuran'ı ve hadisleri iyi öğrenmemiz gereklidir ki ayağımız kaymasın, şaşırmayalım. Her konuyu bir bilen mutlaka vardır. Ve bilmediklerimizi bir bilenden öğrenmemiz gerektiğini Kuran öğütler (... Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. Enbiya,7 ve Nahl,43). Bizler de hakkı anlamak için, öğrenmek için bilenlerden yardım almalıyız.

Yapmamız gerekenler ise şunlardır:

      - İhlaslı ve temiz bir kalple Allah'a yönelerek O'ndan yardım dilemek,
      - Dua etmek,
      - Kuran okumak (Özellikle tefsiri ile birlikte okumak)
      - Hadis ilmini / Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin sünnetini öğrenmek.
      - Bunların tümünü kapsayacak şekilde: alim olmak için çaba sarfetmek. Ve alim olana kadar da bilenlerden bilmediklerimizi öğrenmek olmalıdır.

İhlas her işin başında olmazsa olmaz kural olmalıdır. İhlaslı olmalıyız ki Allah bizden kabul etsin. Yani bir işi yaparken sırf Allah öyle istedi diye, sırf Allah için yapmalıyız. Başkası için değil, sadece ve sadece Allah için.

İhlasımızı korumak için de kalplerimizi temiz tutup Allah'tan yardım dilemeliyiz ve dua etmeliyiz. Resulullah sallallahu aleyhivesellem Efendimizin sahabeden Muaz bin Cebel radiallahu anh'a öğrettiği "Allahumme einni ala zikrike we şükrike we hüsni ibadetik" (Allah'ım seni anmak, zikretmek, şükretmek ve sana en güzel şekilde ibadet edebilmek için bana yardım et) duası ise bu derdimize ilaç niteliğindedir.

Unutmayın ki bu kainat başıboş bırakılmamıştır! Ve unutmayın ki biz bu kainatta yalnız değiliz, BİR sahibimiz var! Herşeyin kontrolünü elinde tutan Hayy ve Kayyum olan Allah, bizim çabamızı görüyor ve biz O'na yalvarırken, dua ederken, biz O'na yönelmişken bizi sahipsiz bırakmayacaktır. Bizi doğru yoluna alacaktır ve bizleri koruyacaktır. Bu hakikati nur ve rahmet olan kitabında şöyle bildiriyor;

... Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. (Şura,13)
Ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir. (Enfal,29)
İblis, "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım" dedi. (Hicr,39)

Ayetlerde içtenlikle yönelenleri hidayete ulaştıracağını ve eğer biz Allah'ın yasaklarını çiğnemeyip emirlerini yerine getirirsek bize iyi ile kötüyü ayıracak anlayış vereceğini belirtiyor. Ayrıca şeytanın ihlaslı kullar üzerinde hiçbir hükmünün olamayacağını ve onları yoldan çıkaramayacağını belirtiyor.

Biz temiz bir kalple Allah'ın dediklerini yapmaya çalışarak ve O'na yönelerek, sadece O'nun için yaşayıp hareket edersek o bizi şaşkınlıktan, dalaletten ve yoldan çıkmaktan koruyacaktır.

------------------------------------------------------------------------------------------

Gruplar/fırkalar/tarikatler/cemaatler konusunda size verebileceğim tavsiye şu olabilir;

İslam toplumu birliktelik toplumudur, bireyselcilikten öte birlikte yaşama üzerine bina edilmiştir. Çünkü insanlar birbilrlerine muhtaçtır ve ancak yardımlaşarak sorunların üstesinden gelebilirler. Bu nedenle farklı topluluklar her zaman olacaktır.

Bu topluluklarda veya çevrenizde (tv'de, evde, başka yerlerde) her ne dinlerseniz veya okursanız, dinlediğinizde veya okuduğunuzda size Allah'ı ve Resulü'nü sevdiriyorsa, Allah ve Resulü'nün sevdiklerini (Sahabeyi) sevdiriyorsa,  sizde öfke ve kin oluşturmuyorsa ve özellikle de samimi ise, o okuduğunuzu / dinlediğinizi / izlediğinizi devam ettirmenizi öneririm. Herkesi bir kere olsun dinlemenizi ve incelemenizi ve sizin meşrebinize/karakterinize uygun olan ve samimi olan grup/mektep/cemaat/tarikat vesaire neyse onu takip etmenizi tavsiye ederim. En önemlisi de her zaman Kuran'a ve sünnete uyup uymadıklarını gözlemlemenizi öneririm.

Sizi rahatsız ediyor, kalbinize sıkıntı veriyor veya açıkça bir ayete aykırı hareket ediliyorsa oradan veya kişilerden uzaklaşmanızı öneririm.

Başlangıç olarak Diyanetin Kuran mealini ve tefsirini okumanızı, Hadislerle İslam isimli eserlerinden hadisleri öğrenmenizi, Sahabe'yi anlatan ve onları sevdiren sohbetleri, evliyaları anlatan ve sevdiren sohbetleri dinlemenizi izlemenizi tavsiye ederim. Özellikle hergün mutlaka Kuran okumanızı (Kıraati) tavsiye ederim.

Eğer doğru yol bulamıyorsanız, el açıp Allah'a "Ya Rabbi eğer sen beni doğru yoluna iletmezsen, eğer sen benden vazgeçersen, ben perişan olurum. Senden başka ilah yoktur ve Senden başka Rabbimiz yoktur kapısına gidelim. Senden başka güç ve kuvvet sahibi yoktur. Biz aciziz, biz Sana muhtacız, Sen ise hiçbir şeye muhtaç değilsin. Bizleri doğru yoluna ilet" diye yalvarmanızı öneririm (Hatta doğruyu bulsanız bile yine bu duayı tekrarlamanızı öneririm).

Unutmayın sahipsiz değiliz, bizi her daim Gören ve İşiten BİR Rabbimiz var. Sadece ve sadece O'na güvenin.

Allah hidayetini hepimize nasip etsin.

Sonuç olarak Allah'a güvenip dua ederek ve ilim öğrenerek hakkı ve hakikati bulacağız O'nun izniyle.

------------------------------------------------------------------------------------------

Mezhepler konusunda ise Hanefi, Şafii, Hanbeli ve Maliki olmak üzere 4 hak mezhep vardır. Bunlardan hangisine göre amel ederseniz sorun olmaz. Birini seçip onunla amellerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Zaten islamda bir uygulamayı gerçekleştirmek için gideceğiniz yollar bu mezheplerden birinden mutlaka geçer. Mezhep kavramının ortaya çıkışı da zaten bu uygulamaların zamanla bir araya gelmesinden oluşmuştur. Yoksa birisi çıkıp ben bu mezhebi kurdum hadi gelin buna üye olun gibi bir şey değildir. Zamanla toplumlar kendilerine uyan uygulamaları bir arada ortaya koyunca bu şekilde farklı ekoller ortaya çıkmıştır.

Mezheplerdeki farklılık yukarıda anlatmaya çalıştığım farklı karakterdeki ve farklı durumlardaki insanların hayatlarından kaynaklıdır. Dinimiz kolaylaştırma dinidir, zorlaştırma veya zahmete sokma değil. Mezheplerdeki uygulamalarda farklılıklar detaylarda ortaya çıkar. Temelde aynıdırlar. Yukarıda da değindiğimiz gibi farklılık olması arızadan kaynaklı değil rahmet olmasındandır.

Mezhepleri dışlayan kişiler yüksek ihtimalle yeterli bilgiye sahip değillerdir (ya da art niyetlidirler). Dikkatli olmamız gereken şey: yeterki bir başka mezhepte olanı yadırgamayın veya dışlamayın. Çünkü biz kardeşiz ve bir ümmetiz, biz hayr ümmetiyiz.

İyilerin duası üzerinize olsun.

Blogumuzu nasıl buldunuz?